HOŞGELDİNİZ*_*

15/9/2007 - GALATASARAY

Kategori: GALATASARAY

En çok şut çekenler
1. GALATASARAY 70

2. Manisaspor 62
3. Gençlerbirliği 59
4. Ankaragücü 56
5. Fenerbahçe 56
6. Konyaspor 56
7. Büyükşehir Bld. 55
8. Denizlispor 54
9. Kayserispor 54
10. Beşiktaş 52
11. Sivasspor 52
12. Ankaraspor 49
13. Trabzonspor 48
14. Bursaspor 47
15. G.Oftaş 47
16. Gaziantepspor 46
17. Kasımpaşa 46
18. Ç.Rizespor 38

En çok isabetli şut çekenler
1. GALATASARAY 31

2. Manisaspor 30
3. Kayserispor 27
4. Trabzonspor 26
5. Ankaragücü 24
6. Beşiktaş 24
7. Denizlispor 24
8. Konyaspor 24
9. Sivasspor 24
10. Fenerbahçe 23
11. Bursaspor 20
12. Büyükşehir Bld. 18
13. Gençlerbirliği 18
14. Ankaraspor 16
15. Gaziantepspor 15
16. Kasımpaşa 15
17. G.Oftaş 14
18. Ç.Rizespor 11

En çok korner kullananlar
1.  GALATASARAY 27

2. Beşiktaş 26
3. Fenerbahçe 26
4. Bursaspor 25
5. Denizlispor 24
6. Gençlerbirliği 24
7. Büyükşehir Bld. 21
8. Sivasspor 21
9. Manisaspor 21
10. Kayserispor 20
11. Ankaragücü 17
12. G.Oftaş 16
13. Gaziantepspor 16
14. Ankaraspor 15
15. Kasımpaşa 15
16. Konyaspor 14
17. Ç.Rizespor 9
18. Trabzonspor 8

En çok gol atanlar
1.  GALATASARAY 8

2. Trabzonspor 8
3. Ankaragücü 7
4. Denizlispor 7
5. Manisaspor 7
6. Gençlerbirliği 6
7. Kayserispor 6
8. Büyükşehir Bld. 5
9. Ankaraspor 4
10. Beşiktaş 4
11. Bursaspor 4
12. Ç.Rizespor 4
13. Fenerbahçe 4
14. Kasımpaşa 4
15. Konyaspor 4
16. Sivasspor 4
17. G.Oftaş 3
18. Gaziantepspor 3
Eşitlik halinde puan cetveli esas alınmıştır.

En çok gol pozisyonuna girenler
1. GALATASARAY 29
2. Trabzonspor 23
3. Denizlispor 20
4. Sivasspor 18
5. Manisaspor 18
6. Ankaragücü 17
7. Beşiktaş 16
8. Kayserispor 16
9. Büyükşehir Bld. 15
10. Bursaspor 14
11. Fenerbahçe 14
12. Gençlerbirliği 14
13. Kasımpaşa 14
14. G.Oftaş 13
15. Gaziantepspor 13
16. Ankaraspor 10
17. Ç.Rizespor 9


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/9/2007 - Ronaldinho

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/9/2007 - lincol

Cassio de Souza Soarez Lincoln 22.01.1979 yılında Atletco Meneiro şehrinin Sau Bras do Suaçui semtinde hayata gözlerini açtı. Sıkı bir Sao Paulo taraftarı olan Brezilyalı yıldız, futbol kariyerine henüz 10 yaşında Atletico Meneiro’da başladı. Babası Jadir Soarez ve annesi Regina Cele de Souza Soarez ile fakir ama mutlu bir aile yaşamı vardı.

Ta ki babasını 12 yaşında kaybedene kadar. Bu onun için büyük bir yıkım oldu. Artık sorumlulukları daha fazlaydı. Henüz küçük bir çocukken ailesine bakmak zorunda kalmıştı. Yeteneklerini keşfeden antrenörü Erineu onun için ikinci bir baba oldu.

Lincoln, sorumluluklarının farkında birisi olarak, kendisine yol gösteren herkese büyük saygı duydu. 2001 yılında o sıralar Kaiserslautern için çalışan Galatasaray Antrenörü Reinard Stumpf kendisini Avrupa’ya götürene kadar 186 maçta 38 gol kaydetti. Kaiserslautern’de başarılıydı, ancak mutlu değildi. Üstüne bir de sakatlık geldi. Futbolu bırakma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Ülkesine dönüp, uzun süre dinlendi. 2004’de Schalke’ye transfer oldu ve kariyerinin en parlak dönemini yaşadı. Şimdi de Galatasaray’da yeni bir maceraya yelken açan Lincoln’ü bir de kendi ağzından dinleyelim. İşte Brezilyalı yıldızın, kendine ait internet sitesinde hayranlarıyla yaptığı söyleşi:

İş sonrası neler yaparsın?

- Dinlenmeyi severim ve Brezilya dizilerini izlerim.


Hobilerin neler?

- Futbol oynamayı çok seviyorum ama Brezilya kurallarına göre!


En sevdiğin yemek?

- Kurufasulye pilav ve et


Tatilini nerede geçirmeyi seversin?

- En çok ailemin yanında.


Herhangi bir hayat sloganın var mı?

- Evet: Dürüst ol

(Burada bir ara verelim ve Lincoln için Zenit devreye girdiğinde Adnan Sezgin’in açıklamalarını hatırlatalım: “Bu durumu ciddiye almadık, çünkü ona güveniyorduk.”)


Özel hayatınla ilgili hedefin neler?

- İleride bir gün aile kurmak ve çocuk sahibi olmak istiyorum.


Hayatındaki en önemli insan kim?

- Öyle bir kişi yok. Bütün ailem benim için çok önemli.


Hayatının en önemli anı?

- Yeğenimin doğumu


Hayatının en kötü anı?

- Babamın ölümü


Pozitif karakter özelliklerin hangileri?

- Her zaman dürüst davranmaya çalışırım. Yakınlarım ve arkadaşlarıma çok ilgilenirim.


Sence bugüne kadar gelmiş geçmiş en büyük sporcu kim?

-Belli bir kişi yok açıkçası. Benim için en iyi sporcular, özürlüler olimpiyatlarına katılan sporcuların hepsidir.


Şans senin için nedir?

- Ailem ve arkadaşlarımla Brezilya’da olmak.


Seni etkileyen herhangi bir ünlü insan var mı?

- Yok.


En sevdiğin mevkii pozisyon?

- Forvetlerin arkası. Kendimi golcülere güzel pas dağıtacak klasik 10 numara olarak görüyorum.


Futbol kariyerindeki en kötü tecrüben nedir?

- Kesinlikle babamın ölümü. Çok etkilendim ve futboluma çok negatif yönde etki yaptı. Ayrıca neredeyse kariyerimin bitmesine sebep olacak olan sakatlığım.


Futbolda seni etkileyen nedir?

- Tabii ki heyecanlı rekabetler. Ayrıca beni destekleyen taraftarlar. Özellikle Schalke’de olduğu gibi tıklım tıklım dolu tribünler.


Futbolda hoşlanmadığın bir şey var mı?

- Var. Bir futbolcu sakatlığında, kulübün ona gerekli yardımı ve ilgiyi göstermemesi.

Cassio de Souza Soarez Lincoln 22.01.1979 yılında Atletco Meneiro şehrinin Sau Bras do Suaçui semtinde hayata gözlerini açtı. Sıkı bir Sao Paulo taraftarı olan Brezilyalı yıldız, futbol kariyerine henüz 10 yaşında Atletico Meneiro’da başladı. Babası Jadir Soarez ve annesi Regina Cele de Souza Soarez ile fakir ama mutlu bir aile yaşamı vardı.

Ta ki babasını 12 yaşında kaybedene kadar. Bu onun için büyük bir yıkım oldu. Artık sorumlulukları daha fazlaydı. Henüz küçük bir çocukken ailesine bakmak zorunda kalmıştı. Yeteneklerini keşfeden antrenörü Erineu onun için ikinci bir baba oldu.

Lincoln, sorumluluklarının farkında birisi olarak, kendisine yol gösteren herkese büyük saygı duydu. 2001 yılında o sıralar Kaiserslautern için çalışan Galatasaray Antrenörü Reinard Stumpf kendisini Avrupa’ya götürene kadar 186 maçta 38 gol kaydetti. Kaiserslautern’de başarılıydı, ancak mutlu değildi. Üstüne bir de sakatlık geldi. Futbolu bırakma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Ülkesine dönüp, uzun süre dinlendi. 2004’de Schalke’ye transfer oldu ve kariyerinin en parlak dönemini yaşadı. Şimdi de Galatasaray’da yeni bir maceraya yelken açan Lincoln’ü bir de kendi ağzından dinleyelim. İşte Brezilyalı yıldızın, kendine ait internet sitesinde hayranlarıyla yaptığı söyleşi:

İş sonrası neler yaparsın?

- Dinlenmeyi severim ve Brezilya dizilerini izlerim.


Hobilerin neler?

- Futbol oynamayı çok seviyorum ama Brezilya kurallarına göre!


En sevdiğin yemek?

- Kurufasulye pilav ve et


Tatilini nerede geçirmeyi seversin?

- En çok ailemin yanında.


Herhangi bir hayat sloganın var mı?

- Evet: Dürüst ol

(Burada bir ara verelim ve Lincoln için Zenit devreye girdiğinde Adnan Sezgin’in açıklamalarını hatırlatalım: “Bu durumu ciddiye almadık, çünkü ona güveniyorduk.”)


Özel hayatınla ilgili hedefin neler?

- İleride bir gün aile kurmak ve çocuk sahibi olmak istiyorum.


Hayatındaki en önemli insan kim?

- Öyle bir kişi yok. Bütün ailem benim için çok önemli.


Hayatının en önemli anı?

- Yeğenimin doğumu


Hayatının en kötü anı?

- Babamın ölümü


Pozitif karakter özelliklerin hangileri?

- Her zaman dürüst davranmaya çalışırım. Yakınlarım ve arkadaşlarıma çok ilgilenirim.


Sence bugüne kadar gelmiş geçmiş en büyük sporcu kim?

-Belli bir kişi yok açıkçası. Benim için en iyi sporcular, özürlüler olimpiyatlarına katılan sporcuların hepsidir.


Şans senin için nedir?

- Ailem ve arkadaşlarımla Brezilya’da olmak.


Seni etkileyen herhangi bir ünlü insan var mı?

- Yok.


En sevdiğin mevkii pozisyon?

- Forvetlerin arkası. Kendimi golcülere güzel pas dağıtacak klasik 10 numara olarak görüyorum.


Futbol kariyerindeki en kötü tecrüben nedir?

- Kesinlikle babamın ölümü. Çok etkilendim ve futboluma çok negatif yönde etki yaptı. Ayrıca neredeyse kariyerimin bitmesine sebep olacak olan sakatlığım.


Futbolda seni etkileyen nedir?

- Tabii ki heyecanlı rekabetler. Ayrıca beni destekleyen taraftarlar. Özellikle Schalke’de olduğu gibi tıklım tıklım dolu tribünler.


Futbolda hoşlanmadığın bir şey var mı?

- Var. Bir futbolcu sakatlığında, kulübün ona gerekli yardımı ve ilgiyi göstermemesi.


Futbol oynayan ve hayallerinde futbolcu olmak isteyen genç yeteneklere ne önerebilirsin?

- Gençler kesinlikle pes etmesin. Herkesin bir hayali olması şart.


En çok hangi teknik direktörlerden öğrendin?

- Bir çok iyi hocayla çalıştım. En çok Jupp Heynckes yardımcı oldu. Tabii Ralf Rangnick de öyle.


En sevdiğin sırt numarası?

- Tabii iki 10 numara.


Maçlara nasıl hazırlanıyorsun, özel bir uğurun var mı?

- Evet, İncil okuyorum.


İleride teknik direktörlüğü düşünür müsün?

- Hayır pek sanmıyorum.



--------------------------------------------------------------------------------



Taffarel babam gibi

Lincoln’ün hayatında hep dönüm noktaları olmuş önemli isimler var. Mesela Atletico Minero’da onu keşfeden Erineu, onu beğenerek Kaiserslautern’e transfer edilmesini sağlayan Reinard Stumpf. Ayrıca Jupp Heynckes ve Ralf Rangnick gibi teknik adamlardan da çok şeyler öğrenmiş. Ancak Galatasaray’la UEFA ve Süper Kupa’yı kaldıran, uzun süre Brezilya Milli Takımı’nın kalesini başarıyla koruyan Taffarel’in yeri onun için bambaşka. Ünlü sambacı, bakın “Küçüklüğünde idolün kimdi?” sorusuna nasıl cevap veriyor: “Küçüklüğümden, bugüne dek geçen süre içinde kesinlikle Taffarel. O benim babam gibiydi...”

(Akşam)




Bu haber 7,142 defa okundu.

Futbol oynayan ve hayallerinde futbolcu olmak isteyen genç yeteneklere ne önerebilirsin?

- Gençler kesinlikle pes etmesin. Herkesin bir hayali olması şart.


En çok hangi teknik direktörlerden öğrendin?

- Bir çok iyi hocayla çalıştım. En çok Jupp Heynckes yardımcı oldu. Tabii Ralf Rangnick de öyle.


En sevdiğin sırt numarası?

- Tabii iki 10 numara.


Maçlara nasıl hazırlanıyorsun, özel bir uğurun var mı?

- Evet, İncil okuyorum.


İleride teknik direktörlüğü düşünür müsün?

- Hayır pek sanmıyorum.



--------------------------------------------------------------------------------



Taffarel babam gibi

Lincoln’ün hayatında hep dönüm noktaları olmuş önemli isimler var. Mesela Atletico Minero’da onu keşfeden Erineu, onu beğenerek Kaiserslautern’e transfer edilmesini sağlayan Reinard Stumpf. Ayrıca Jupp Heynckes ve Ralf Rangnick gibi teknik adamlardan da çok şeyler öğrenmiş. Ancak Galatasaray’la UEFA ve Süper Kupa’yı kaldıran, uzun süre Brezilya Milli Takımı’nın kalesini başarıyla koruyan Taffarel’in yeri onun için bambaşka. Ünlü sambacı, bakın “Küçüklüğünde idolün kimdi?” sorusuna nasıl cevap veriyor: “Küçüklüğümden, bugüne dek geçen süre içinde kesinlikle Taffarel. O benim babam gibiydi...”

(Akşam)




Bu haber 7,142 defa okundu.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/9/2007 - HAKSIZLIĞA KARŞI BİR DURUŞ DERBİ ANALİZ

Kategori: GALATASARAY

Tarihin her sayfasına başka bir anektodla takılan, hiç eskimeyen bir rekabet Galatasaray Fenerbahçe rekabeti...Rekabetin ilk yıllarından itibaren büyük bir dostluk içerisinde yaşayan fakat daha sonraları futbolun endüstrileşmeye başlamasıyla birlikte birbirine rakipten öte artık bir düşman gözüyle bakan (ya da baktırılan) özellikle 90'lı yılların başından günümüze kadar artık birbirinden kopmuş hem sportif anlamda hem de saha dışında iki spor kulübü...

Ve yine bu pazar günü karşımızda olacaklar İstanbul Ali Sami Yen Stadı'nda yani misafir edeceğiz rakiplerimizi, eski dostlarımızı şimdinin düşmanlarımızı.İstatistik biliminin biz sporseverlere ve taraftarlara sunduğu verilerden sizlere bahsetmeyeceğim.(her bilim dalına olduğu gibi istatistik bilimine de şiddetle inansam da).Ancak istatistik bilimi ve futbol ilişkisine biraz değinelim.Basketbol istatistik ilişkisinin futbola aynı etkiyi yapamaması futbolun ne kadar da hayatın içinden bir spor olduğunun bir belirtisi.Kaotik bir oyun futbol.İstatistiki veriler pek de sonuç hakkında yararlı olamıyor maalesef çünkü futbolun en çok sevilmesini sağlayan ve diğer spor dallarından ayıran en büyük unsur, zayıf bir takımın kazanma şansının en yüksek olduğu spor dalı olması ki bu da istatistiğe vurulan en büyük darbe.Bazı istatistiki veriler elbette bazı maçlar içinde ölçü kabul edilebilir örneğin topla oynama oranı, pozisyona girme vesaire...Lakin sadece tarihi aslında tarihin belli dönemlerini yansıtmaktan öteye gidemeyen, birbiri arasında oynanan maç istatistikleri (elbette bir gurur kaynağıdır bu konu taraftar için şüphe götürmez) günümüz itibariyle oynanacak bir maç için ölçü olamaz.Her dönemin kendine göre şartları (70 li yıllarda Fenerbahçe Galatasaray’la oynadığı maçlardan 20 galibiyet daha çok almıştır) ve her maçında kendine göre bir durumu (şampiyonluk maçı, lig kupası finali, orta sıra maçı vs.) vardır.Bu sebeple istatistikleri yerinde ve mantıklı kullanmak temel ölçü olmalıdır.Yoksa bazı kendine spor yazarı süsü vermiş insanların (eline kalem bile vermem o insanların,taraflarının hiçbir önemi yok) "biz hep sizi yeneriz, ya 1-0 ya 2-0 ya 3-0 olur gibi bilime kullanılış şekli itibariyle hiç de uymayan yorumları kısaca saçmalıkları aslında biz futbolu seven ve futbola emek veren insanlara aptal kutudan ya da son sayfalarını çıplak hatunlara ayıran gazete köşelerinden yapılan en büyük haksızlıktır...

Bu haksızlığa karşı bir duruş olarak sizlere bu maç ile ilgili kendimce ama bilim, mantık çerçevesinde tabi ki futbolun saha içi ve dışı temel unsurlarını da göz önüne alarak bir analiz yapacağım...

Öncelikle Türk ve Dünya Futbolunda yaygın bir kanı olan evsahibi olma avantajını ve özellikle Şampiyonlar Ligi'nde deplasman takımının çok zor maç kazandığı gerçeğini (bu veriyi istatistiki olarak değil konsantrasyonun bir maça nasıl etki yapabileceği yönüyle bakınız) ortaya koyarsak Galatasaray'ın daha maç başlamadan bir avantajı olduğunu kabul etmeliyiz ki futbolun temel unsurlarından olan taraftar avantajı konusuna girmeye gerek bile yok sanırım bir derbi maçı için.Ancak şunu belirtmekte fayda var eğer Ali Sami Yen Stadı'nın atmosferi hiçbir şekilde Galatasaray'ın haketmediği davranış biçimlerinin (taciz, saldırı, küfür, sahaya atılanlar, komik zannedilen yönetim izinli cinsel pankartlar, koridor kavgaları, protokol tribünü gerginlikleri...) son yıllarda çok sık görüldüğü Şükrü Saraçoğlu Stadı'na benzer ise kazanma ibresinin Fenerbahçe tarafına döneceğini düşünüyorum çünkü bu konuda Fenerbahçeli futbolcular çok daha rahat ve tecrübeliler.Diğer bir saha dışı unsur olan hakem konusuna da değinmeyeceğim.

Maçın teknik boyutuna gelince Galatasaray'ın sahaya takım dizilişi olarak 4-4-2 ya da 4-1-3-2 şeklinde çıkması kuvvetli bir ihtimal.Diğer yandan Fenerbahçe'nin sahaya klasik Şampiyonlar Ligi takım dizilişi olan 4-3-2-1 şekliyle ya da oyuncu sakatlıklarına göre 4-2-3-1 şekliyle çıkması muhtemel 2 olasılık.

Kalecileri kıyaslama yönüne gittiğimizde bir takımın 13 diğerinin 12 gol yediği de göz önüne alınarak 2 başarılı kalecisi olan 2 takımdan bahsedebiliriz ancak Mondragon'un futbol ve derbi tecrübesinin Volkan'ın çok üzerinde olduğu gerçeğini gözardı etmemek gerek nitekim Volkan hem son İsviçre maçında hem de İstanbul'daki Schalke maçında tecrübesizliğinin kurbanı olduğu goller yedi.Defans dörtlüsünü incelediğimiz zaman ise Galatasaray'da Cihan-Song-Tomas-Orhan dörtlüsünü sahada görme şansımız yüksek.Defansın göbeğindeki 2 oyuncu Song ve Tomas’ın isim ve mücadele olarak maç için bir etken olacakları muhakkak ancak unutulmamalı ki futbolda önemli olan takım savunması (bu yüzdendir ki Hakan Şükür çok değerli bir oyuncudur) ve orta sahanızla defansınızın koordinasyonu iyi olmadığı zaman defansınızda çok büyük açıklar ve kalenizde gol tehlikeleri görme ihtimaliniz fazla.Galatasaray'ın handikabı da bu noktada başlıyor.Defansına yardım getirecek katkı yapacak yani top çalmak, defansı topu akıllı kullanarak rahatlatmak, gerektiğinde kademeye girebilmek, defansın önünde pozisyon alabilmek, ilk müdahaleleri orta sahada yaparak defansı rahatlatmak ve en önemlisi pozisyonunu kaybetmemek gibi unsurları içeren oyuncu sayısının Galatasaray'da 1 olduğunu görüyoruz.Maçta etken olacak bir başka unsur da bu zaafiyet gözüküyor.Bir de Fenerbahçe'nin defans bloğunu irdeleyelim.Muhtemelen Serkan-Luciano-Önder-Ümit (ya da tercihen Servet ve/veya Deniz oynayabilir) dizilişi olacak.Burada da açıkça görülen Galatasaray'ın tam tersi, bek oyuncularının orta saha meziyetli oyunculardan seçilmesinin yarattığı bir defansif zaafiyet görülmekte yani Ümit ve Serkan’ın ilk İsviçre maçında ve Schalke maçlarında düştüğü aciziyet (futbol mealinde) kısaca kademe hataları, yerini kaybetme,kolay çalım yeme,ters ayakta yakalanma gibi defans oyuncularının mutlak surette yapmaması gereken hataları sıklıkla tekrarlamaları.Galatasaray'a oranla Fenerbahçe defansının göbeğindeki oyuncuların pozisyon alma yetersizliği, kademe eksikliği gibi zaafiyetlerini orta saha oyuncuları katkısıyla kapattığını görüyoruz ki (Önder Türk futbolu için olmasa da yükselen bir değer hataları olmasına rağmen) bu da bir avantaj olabilir.Kaleci ve defans itibariyle yapılan kıyaslamada kanat bölgesinde Galatasaray'ın dengeli Fenerbahçe'nin ise yetersiz, defansın göbeği bölgesinde ise her 2 takımında belli eksiklik ve artıları var.Sahaya hangi şekli yansıtacakları önem kazanıyor bu sebeple.Song-Tomas ikilisine orta sahadan gelmeyecek destek Galatasaray'ın zaafiyeti iken Fenerbahçe'de ise Önder-Luciano ya da Servet, Deniz gibi ikililer bir zaafiyet olacak.

Orta sahalara baktığımızda ise Galatasaray'da Hasan Şaş-Saidou-İliç-Ergün ya da Heinz dizilimiyle çıkması beklenebilir.Ergün'ün milli maçtaki oyunu ve defansa yardım ve katkı konusundaki tecrübeleri sebebiyle Heinz'e tercih edilebilir.Altan, Ayhan ve Sabri'nin yedek kulübesinden muhtemel orta saha değişikleri alternatifleri olacakları da gözüküyor açıkcası.Hasan'ın oyuna yapacağı hırs artı beceri katkısı Galatasaray'ın için en önemli gereksinim.Ona bu konuda yardımcı olacak oyuncu ise İliç durumunda.Saidou'ya Ergün destekli gelecek yardım Galatasaray'ın takım savunmasında rahatlamasına, az hata yapmasına ve kontratak yememesine sebep olacak.Fenerbahçe'de ise Appiah-Aurelio-Selçuk üçlüsü önlerinde Tuncay ve Alex oynaması beklenebilir.Alex'in yokluğunda ya forvete bir oyuncu eklenmesi düşünülebilir ya da Mehmet Yozgatlı tercihi yapılabilir.2.tercih daha makul bir tercih olacaktır çünkü savunmadaki kanat zaafiyetini biraz da olsa Yozgatlı-Tuncay ikilisi örtebilir.Fenerbahçe'nin en büyük avantajı ise orta saha üçlüsüdür.Bir derbi maçında takımınızın güçlü olmasını isteyeceğiniz en önemli mevkii orta sahadır.Fenerbahçe orta sahasının defansif anlamda hem isim hem de mücadele olarak Galatasaray'ın çok üstünde olduğu bir gerçek.Alex'in serbest vuruş meziyeti ve Tuncay’ın ceza sahasına yakın oynadığı dönemlerdeki efektifliği de Fenerbahçe'nin avantajı.

Forvet bölgesinde Galatasaray'ın Hakan-Necati ya da Hakan-Ümit arkalarında Necati gibi önemli bir opsiyon şansı var.Hakan özellikleri itibariyle (şimdi bunları sıralamayacağım başka bir yazımızın konusu yapabiliriz bunu) önemli maçlarda büyük bir avantaj kaldı ki yanında oynayacak oyuncu içinde maçın kahramanı olma şansını yaratması açısından da bir şans.En son örneğini Milli maçta Tuncay’la yaşadık.Necati ve Ümit özellikleri farklı 2 oyuncu.Ümit Karan'ın rakip savunmayı karıştırıcı özelliğinin ve gol yollarında topla buluşabilme hissinin bu maçta bir etken olabileceğini düşünüyorum.Aynı zamanda Necati'nin yapacağı toplu ve topsuz koşularla da rakip savunmanın ritmini bozması çok olası kaldı ki son üç Fenerbahçe maçının ikisinin kahramanın Necati olması da başka bir Hakan Şükür imzalı futbol gerçeği (Necati'nin özellikleri gözardı edilmeden) Gerets'in 3 oyuncuyu da oynatacağını düşünüyorum bu demek oluyor ki orta sahadan bir oyuncuyu daha yedek kulübesine çekmek gerekli.Bu oyuncu da İliç olabilir.Fenerbahçe'de ise Anelka tek forvet oynayarak İnönü'deki Beşiktaş ya da deplasmandaki Milan maçı gibi kontratak golleri arayacak ki bu konuda çok başarılı bir oyuncu.Anelka'nın yanında Nobre'nin oynaması Fenerbahçe için bir dezavantaj olacaktır çünkü maçın geneli itibariyle Galatasaray baskılı bir oyun izleyeceğimiz düşüncesiyle hem evsahibi olması hem puan ihtiyacı hem de daha önceki haftalardaki hücum futbolu zenginliği açısından 2 hücum oyuncusu kullanmak Fenerbahçe'ye güçlü olduğu orta sahada bir zaafiyet getirecektir.

Sonuç olarak her iki takımın da savunma zaafları mevcut Fenerbahçe orta sahada Galatasaray ise forvet bölgesinde rakibine üstün.Bu da demek oluyor ki hangi takım savunmasındaki zaafiyetleri en aza indirirse o takım maç içerisinde etkin ve kazanmaya yakın taraf olacaktır...

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/9/2007 - GS SÖZLERİ

Kategori: GALATASARAY

 

1-)Çıkmaz ayın son perşembesi herkes fenerbahçeli olacak.

2-)Delikanlı adam kanatlı takım tutmaz.Tutsada delikanlı olmaz.GALATASARAY'lı olmak bir ayrıcalıktır.

3-)Alemin kralıymış sarı civcivler,şampiyon olcakmış bordo hamsiler,avrupa fatihiymiş kara fatmalar,alemin tek kralı ultra aslanlar.

4-)Galatasay ölür,galatasaraylılık ölmez.

5-)Üç büyük yok tek büyük var tabiki G-A-L-A-T-A-S-A-R-A-Y.

6-)Cimbomluysan konuş,İBRET alsınlar,fenerliysen sus,adam sansınlar.!

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

hoşgeldiniz.Kısaca EMEĞE SAYGI DUYALIM LÜTFEN YORUM YAZALIM:)

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım


Get kizLaR_CaFeSi chat group | Goto kizLaR_CaFeSi website